20 Şubat 2026

Korkunç Bir Kavgadır Resim

Alaattin Bender Makale Görseli: Korkunç Bir Kavgadır Resim

 'KORKUNÇ BİR KAVGADIR RESİM'

"Resim, ışığa kavuşan herşeyi büyük bir aşk ile incelemek ve bu aşkı renkler ve çizgiler aracılığı ile insanlara aşılamak sanatıdır" der Bedri Rahmi. Gerçekten de resim sevgisi aşk gibi bir şey. Sanat eseri bir resim karşısında her zaman ilk günkü gibi bir heyecan duyar; resim sanatı uğruna maddi ve manevi zorluklara göğüs germek, bu uğurda hertürlü fedakarlığı yapmak gerektiğine inanırım. Bu aşkı ressam Burhan Uygur şöyle tanımlar: "Sanat aşk ister. Ama baştan savma sıradan bir aşk değil. Yakalaması yürek isteyen bir aşk."

Öte yandan sanatta içtenlik çok önemli! Öyle ki, sanatçı çalışacağı konuyu, biçimi özümsemeli, duygulanmalı, yüreğinde hissetmeli. Resim yaparken hem fiziken hem de ruhen tablonun içinde gezinmeli; kısacası yüreğinin götürdüğü yere gitmeli. Ben bunu bizzat denedim. Zaman zaman resim tarihine malolmuş ünlü bir ressamın en beğendiğim resminden yola çıkarak resim yapmaya başladığımda, bana ait olmayan birşeyleri boyadığımda, aklımın, benliğimin bunu reddettiğini gördüm. Ortaya beğenilecek, albenili bir resim bile çıksa ya onu tamamıyla sildim, ya da aynı konuyu benim resmim olarak yeniden ele aldım. Bence doğrusu bu! Gelin, tam da bu noktada Avni Arbaş'ın sözlerine kulak verelim: "İnsan yaptığı şeyi tanımalı. Eğer söyleyecek sözünüz yoksa o zaman birşey yapamazsınız. İnsanlar hayal etmesini unutmuşlar. Sessizlik yok, her tarafta gürültü var. Düşünmek çok önemli. İnsanlar yavaş yavaş düşünmemeye doğru yönlendiriliyor."

Orhan Peker"Benim için mutluluk: Resim yapmak"

İçtenlik ve resim sevgisi konularında ressam Orhan Peker'in düşüncelerini kendimle özdeşleştirim. Orhan Peker "Resim benim için bir varolma meselesidir. Yani ben resim yaparken kendimi mevcut hissederim. ... Benim için mutluluk: Resim yapmak" der ve bunun "alın yazısı" olduğunu düşünür. Öte yandan "Resim sanatında her şeyden önce içtenliğe inanırım. Sanatçı topluma bu yoldan varabilir. Sanatçı her şeyden önce içinden geldiği gibi çalışmalıdır. Sürekli ve içtenlikli bir çalışma sanatçının dilini yapar." diyerek çalışmanın önemini vurgular. Kısa ömrüne karşın aynı kaygıyı taşıyan Van Gogh "Uzun vadede olgunlaşan ve insanın yaptıklarını daha iyi ve doğru yapmasına yolaçan tek şey, biriken deneyimler ve gündelik kusurlu çalışmalar. Böylece tek yol, uzun ve ağır çalışma; ille de iyi şeyler yapma karar ve çabası ise yanlış." der. Gerçekten de bu, Aşık Veysel'in "Uzun ince bir yoldayım" sözleriyle dillendirdiği gibi uzun soluklu bir koşu, bir maraton adeta.

"Yoğun acımasız, tanıksız, sanatçıyla kendi arasında bir kavga."

Bedri Rahmi - Sarı SazBiçim sorunu, renk, armoni, ritim, kompozisyon kaygıları 'sanat'ın 'olmazsa olmaz!' kaygılarından. Aslında yüreğiniz ile mantığınız arasında hassas bir denge sanat. Birinden biri ağır bastığında sanatın tüm tılsımının kaçacağını, yapılan işin sanattan uzaklaşacağını söylemek sanırım hata olmaz. Orhan Peker'in dediği gibi "Sanat herşeyden önce, kalple kafa arasında gerçekleşiyor. Bundan bir denge, bir armoni çıkarmak kolay değil." "Sanat belki bir çeşit tatmindir, rahatlamadır. Ama sanatçı için mi, seyirci için mi? Gelmiş geçmiş bütün iyi sanatçılar acı çekmediler mi" diyerek yüreğinde duyduğu sızıyı açığa vurur. Ressamın taşıdığı bu mutsuzluğu asıl kaygısı şiir olan, ancak son dönemlerde yaptığı resimleri de günyüzüne çıkaran 'şiirin uç beyi' İlhan Berk de yazarken taşır: "Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz. Bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olan ve bana bu yeryüzünü cehennem eden bu yazmak eyleminden kurtulduğum, mutlu olduğum bir tek şey var: resim yapmak." Mimar-ressam Le Corbusier ise "Korkunç bir kavgadır resim. Yoğun acımasız, tanıksız, sanatçıyla kendi arasında bir kavga." diyerek son noktayı koyar.

"Biten bir şeyler oluyor. Ama resim değil de çoğu zaman boya bitiyor..."

Bedri Rahmi, yazımın başındaki resim tanımını yaptıktan sonra "... Ben renk peşindeyim. Benim anladığım resim hiçbir zaman bitmiyor. Biten bir şeyler oluyor. Ama resim değil de çoğu zaman boya bitiyor, terebentin bitiyor, çalışma sevinci bitiyor, en kötüsü ömür bitiyor." diyerek sanatçının ölüme karşı çaresizliğini, serzenişini anlatırken Andre Malraux da "ölüme karşı tek yanıt sanattır" diyerek sanatın gücünü vurgulamaktadır. Bu arada Akademi'nin grafik bölümünden mezun, dünyanın sayılı karikatüristlerinden 1928 doğumlu Semih Balcıoğlu'nu da rahmetle anmadan geçemeyeceğim.

Söbütay özerDilerseniz, 2-24 Kasım 2006 tarihleri arasında 43. kişisel sergisini Nurol Sanat Galerisi'nde açacak olan, daha önce 'Maviydi Bisikletim, Hem de Alman Malıydı' başlıklı yazımla tanıtmaya çalıştığım ressam Söbütay Özer'in sözlerine kulak vererek yazımızı noktalayalım: "Resim gece gidilen bir yol gibidir. Arabamızın farları yolu ne kadar aydınlatıyorsa o kadarını görürüz. Ondan sonra karşımıza ne çıkacağını sadece düşleriz. O anda göremeyiz ama ilerledikçe her şey ortaya çıkar..."

Kasım ayı hem Başkent'te, hem de İstanbul'da sanat fuarlarının açılışını müjdeleyerek yaşamımızı renklendirecek, sanatseverleri ve sanatçıları buluşturacaktır. ArtForum Ankara 2. Plastik Sanatlar Fuarı Atatürk Kültür Merkezi'nde 18-26 Kasım 2006 tarihleri arasında izlenebilir. 28 Ekim - 5 Kasım 2006 tarihleri arasında ARTİST 2006 isimli 16. İstanbul Sanat Fuarı 25. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı ile eş zamanlı olarak izlenirken Artİstanbul 2006 - Uluslararası Çağdaş Sanat Günleri ise 21-26 Kasım 2006 tarihleri arasında Salıpazarı'ndaki Antrepolar'da gerçekleştirilecektir.

'Işığın ve hüznün ressamı': Modigliani

Hayatı sahneye taşıyan Ankara Devlet Tiyatrosu bu kez 'Işığın ve hüznün ressamı' olarak anılan figür resmiyle ünlü, İtalyan ressam Amadeu Modigliani'nin açlık, yoksulluk ve hastalıkla örülü yaşamı, sanatı, aşkı ve dramından üç günlük bir kesiti sahneye taşımakta. Modigliani'nin (1884-1920) genç yaşta ölümünden bir gün sonra ise başka bir trajedi gerçekleşir. Hayatı, Andy Garcia'nın oynadığı bir filme de konu olan, Dennis McIntyre'nin yazdığı 'Modigliani' oyunun yönetmeni Barış Eren, babası ressam Cemil Eren'den ötürü zaten çocukluğundan bu yana resimle yoğrulmuş, resim çalışmış bir kişi. Dolayısıyla bu yönü oyuna renk üstüne renk katacak diye düşünüyor ve resimle ilgilenen tüm sanat dostları başta olmak üzere herkese bu oyunu tavsiye ediyor, izlemek için sabırsızlanıyorum.

Sanat paylaşılmak, hayat yaşanmak, yaşam hüzünlenmek ve sevinmek için...

Alaattin Bender
www.alaattinbender.com

← Tüm Yazılar Paylaşılmak İçin...